Ekim 24, 2007

Zaten yeterince ıslanmışken insan, yanında olmayan şemsiyesine küfretmemeli. Yağmur yağarken şemsiye kullandığı için kendine küfretmesi daha mantıklı bana göre.
Hava bazen ne kadar soğuk ve ben ne kadar inceyim. Becerebildiğim kadar inceldiğim ve dolayısıyla incindiğim için birçoklarına göre görünmez, birkaçına göreyse vazgeçilmezim. Ah tersköşe sen tam bir fenomensin. Fenomeni cümle içinde kullanabildiğim için kendimle gurur duyma evresini çoktan geçtim,
ehliyet almamak için ayak direttim,
bol bol karamelli dondurma yedim,
istediğim yerde uyudum ve istediğim yerde uyandım her zaman.

sorgulamalara yanımda çekiçle girdim ve yüzüme tuttukları o ucuz sarı ışığı yansıtan ampulü sapını kavradığım çekicin metal kısmıyla parçaladım
hayatın her zaman istediğim yönde gidemeyeceğini sanan sizler
hiçbir suya yatak olamamışken ve tevekkülü elden, dilden bırakamezken şu an yaşadığım şeyin istediğim hayat olmadığını nereden bileceksiniz?
velhasıl kelam 50 ykr olduğu için paket paket m&m's aldım.
yokken neredeyse hiçbirinizi okumadım. -şimdi de okuyacağımın garantisini veremem
ama bol bol dinlendim
çokça okudum
yeni bir yazarla tanıştım ve cümlelerine aşık oldum -onun kim olduğunu iyi ki bir elin parmağından daha az insan biliyor-
zaten benim için hep böyle oldu; ay battı ve güneş doğdu.
çok güzel kelimelerle alengirli cümleler oluşturabilir okuyanı hayretler içerisine düşürüp arka arkaya sigara içebilirdim.
yataktan kalkıp kağıt kalem almaya üşendiğim için hiçbirini yazmadım uyumadan önce kendime ne kadar tekrar etsem de uyandığımda hiçbirini hatırlamadım
bunu yapan herkes benim nazarımda en az benim kadar yazardır
zaten her zaman okunmak istemez sözcükler bazen gömülmek isterler. ben sözcüklerimin isteğini yaptım bi'kaç aylığına onları gömdüm ve şimdi gün ışığına çıkarttım.

~

verdiğim sözlerin hepsini tuttuğum için artık söz vermeyeceğim, siz yine de incelikli davranın.

kimseyi davet etmediğim ancak davetiye ile girilebilen blogumu tekrar halka arz etmekten dolayı ya mutluyum ya gururluyum ya da öyle bir şey adını henüz bilmiyorum.

biterken şarkı sözüne gönderme yaparcasına;
bana yeniden yeni postlar yazdıran kadın.

Ağustos 10, 2007

*yağmur dönerken kara.

Kışı özledim. Bir rüzgar esti, sesini içimde hisettim. Minik minik oyunlar. Hanginiz düğmeleri ipe dizip "teleferikçilik" oynadı ki?
Alt söylemden verdiğim hiçbir şeyi anlamadığın için bu kadar açık bu sefer. Zaten hiçbir şey bitmedi.
Hepsi sana.
Sana.

Ağustos 07, 2007

"Her uçurumdan sarktık."

Ne zaman doyacağı belli olmayan koca bir midenin girişi yine koca bir ağız gibi üzerime geliyor x, y ve z'ler.
Bu kaçıncı denklem, hangimiz en bilinmeyen bilmiyorum.
Süslü insanlarım ve parıltılı arkadaşlıklarım vardı benim. Kollarına rengarenk balonlar bağlayıp hepsini uçurdum.
Müzikle bir tarafımı tavana ve yere vura vura oynamak isterken -masallardaki korkulan yaratık benim, evet- vokal yüzünden yerime çakılıp ağladığımı sanıyorum.
Salıncakta tüm hızınla sallanır da tepe noktasından aşağıya salınırsın, ruhun yukarıda kalır içinin çekildiğini sanarsın. O duyguyu 10 -on- ile çarp ve hiçbir şeye bölme -üzgünüm komünizm- hissettiğim galiba buydu seni gördüğümde.
En çok da deprem olursa "anne" diye bağırdığımda duyamayacak olmasından korkuyorum. Bir sabahtı, kalorifer peteği üzerime düşmüştü, yatak beşik gibi sallanırken birbirimize sarılıp ağlamıştık.
Kendime sarılmaktan yoruldum.

Temmuz 26, 2007

Kafasına vura vura da anlatamayacağıma göre... Susarım ben. Her şey benimle beraber susar hem de.

Temmuz 24, 2007

Çekirdek ve posa geçirmeyen limon sıkacakları çıkmış.
Her şeyin kolayı var da...

Temmuz 23, 2007

Temmuz 21, 2007

O, ona aşık. O da ona aşık. Ama o da ona aşık.
İşte bu yüzden O, onu hiç sevmiyor. Ama onlar birbirlerini seviyorlar. Onu kimse sevmiyor.
Tüh ya.

Bir yerlerde dinleyip adını öğrenemediğim şarkıyı yıllar sonra tekrar duymak, işte bunu seviyorum.

Temmuz 16, 2007

İnsanın kendini huzurlu hissettiği yer ev midir yoksa ev mi huzur veren yerdir bilmiyorum.
Bir haftalığına eve gidiyorum.

Huzursuz edenlerden uzakta gerçekleşecek, huzura yolculuk.

Ağır gelmemeli kimse bir diğerine. Sonra atılmadığını anlar. Koltuksundur ve ağırsındır işgal ettiğin yerden daha çok batan varlığındır. Gidersin böyle olduğunda. Hem ağırlığını silersin o evden, yerden, duvarlardan kazırsın nefesini; hem de kendini taşırsın bir başka ağırlığın koynuna. Bilinmez en derin kuyuya atarsın zihnini. Taş düşse su sesi gelmez, yaş düşse kimse sileyim demez.
Koyunun ve çobanın olursun aynı anda. Herkesten çok, kendinden bir adım uzakta. Geride kalan sensindir aslında.

Temmuz 11, 2007

Bir şeylere karar vermek için hala çocuklukta yaptığım gibi "işaret" beklemek.
Dünya'nın yuvarlaklığını Şişli'den çıkıp Şişli'ye dönmemle anladım.
Adını "google" adlı büyük dünyaya yazıp aratmak kadar anlamsız.
Anlamsız.
Ama artık yok, "ne gerek var?" demek, yok.

Temmuz 06, 2007

Tüm şehirde çıplak ayakla dolaşalım.
Yağmur yağacak.
Hissettiğim her duyguyu ve aklımdan geçen kelimelerin hepsini kağıda saçmak istiyorum. Kağıt külah biçimini alsın, altını biri kıvırsın. İçinde kelimeler dökülmeden birbirine karışsın. Yere saçtığımda cam bilyeler gibi dışları saydam içleri alacalı olsun, parlasın.
Kimse mükemmel değildir derdim eğer sizleri tanımasaydım.
(gönderdim, anladın mı?)

Cep telefonu olsaydım kesinlikle mp3 çalar/kamera/fotoğraf makinesi özellikleri taşımazdım. Her işi yapacak başka insanlar ve başka aletler mevcutken "hepsini yar hepsini" bencilliğinde ve bencilliğin getirdiği eksiklikte yaşamaya didinmek ne acıdır. Ben bilirim, siz bilmezsiniz. Siz bilirsiniz, ben bilmem ya da.

Haziran 30, 2007

Ateşim var.

Fotoğraf makinesi olsaydım asla tele objektifle beraber kullanılmak istemezdim. İnsan hissedemediği hiçbir şeyden bir parça/anı almamalı. Buna hakkı varmış gibi davranmamalı.

Haziran 27, 2007

Aldığım hediyeleri sahiplerine vermeden önce söylememek için kendimi zor tutuyorum ki en güzel hediye de kitap sanırım.

Limon olsaydım kesinlikle tekila ile tüketilmek isterdim. Zira acıyı söken tek şey karşıtı değildir.

Haziran 24, 2007

sivrisinekler kanımı emerken sıcak vücuduma yapışıyor.
çıkmıyor.
çıkası da yok zaten.
bahçeniz çok güzel.


so tell the girls that i'm back in town.

Haziran 19, 2007

18 Haziran 2007.

Düşününce ne kadar kısa ama aslında ne kadar uzun.
Çirkin ördek yavrusu olsa bu kadar takamazdı kafasına. Bazen gülmek lazım, eğlenmek lazım. Mısır yerken ağız açmak, ağlarken fotoğraf çekmek muhakkak da Beşiktaş'a yürümek lazım.

Bu maskeli balo ve O'nun sahte yüzleri.


not: rembanaheaderyaptı

Haziran 16, 2007

Ben bu sabah bulut olacağım, küme küme, köpük köpük.
Kimse görmeyecek, yalnız ben bileceğim.

Geceleri 129K-T beklediğimiz yerde kuşlar dönüp duruyordu. Işığın etrafında.
Hala oradalar, balkonda martılar eksik.

Haziran 13, 2007

Yüzyıllar önce çıkmış, çıktığı dönemde popüler olmuş/olmamış sevdiğimiz şarkılar dönüp duruyor listede.

Sabah bindiğim metroyu beklerken gözümün içine bakan kız sen olsaydın eğer sağ elimin parmaklarıyla saçlarını kafanın arkasından sıkıca tutar suratını camla kaplı yangın dolabına çarpardım.
Böyle bir his var içimde. Adını duyduğumda, adımı andığında, adımı aklında dolaştırdığında aklıma geliyor.
Metrolardan uzak dur, camla kaplı yangın dolaplarının yanındayım.

Ortalamayla geçtiğimiz zamanlardan bir hatıra gibisin aslında sen. Karnenin hep "ortalama ile" şıkkı işaretli ve sağ altta, imzanın biraz yukarısında, hep o sahte "daha çok çalışmalısın" ibaresi. Bence böyle mühürleri vardı öğretmenlerimizin, çaktılar mı el yazısı şeklini alıyordu. Zira hala değişen bir şey yok benim nazarımda. Rengi bile hala aynı.

En çok da sigara söndürmeyi severdik. Bir kez denedik. İzi bile kalmadı. Adın bile kalmayacak.
Ölümü düşünmek ne kadar kötü ve rahatlatıcı zaman zaman. Sen ölüyorsun ve unutuluyorsun. Hayatların sürerliğinde hiçbir etkin yok, çarpma işlemindeki etkisiz elemandan farksızsın. Bir yerlere, başka hayatlara girip artıyorsun, çıkıp eksiliyorsun ama çarptığında hiçsin. Belki de miniciksin.

Camla kaplı yangın dolabı, uzak dur. Suratın dağılırken bileğimde sigara söndürmeyi özledim.

Haziran 11, 2007

Büyüyünce yatay, dikey, çapraz ve ultra çapraz tekelleşmeyle savaşan masal kahramanı olacağım.

Haziran 07, 2007

O fotoğrafı ben çekmeliydim, bu cümleyi ben kurmalıydım.
O fotoğrafı ben çekmedim, bu cümleyi ben kurmadım.
Hiçbir şey de yapmadım değil, öyle anlaşılmasın. Yaptıklarım yerine geçsin de istemiyorum yapmadıklarımın. Sadece kıskanmak değil de başka bir şey bu, anlayabilir misin bilmiyorum, söylemek istedim.


Gözlerimi kaparken kulaklarımı da tıkıyorum. Önce parmaklarımı çekiyorum kulaklarımdan bir gürültü doluyor içeri. Kalabalığın sesi. Sonra yavaş yavaş gözlerimi aralıyorum. Beton basamaklardan birinde oturmuş gecenin bir vakti gelip geçen insanları izliyorum. Duyduğum ve duyamadığım tüm seslerden siz sorumlusunuz! Müzik, bu müzik olmalı evet. Ayağa kalkıyorum, onlarla beraberim şimdi. Dans ediyoruz. Şarkılar söylüyoruz bilmediğimiz yerlerde dudaklarımızı oynatıyoruz anlamsızca. Hep öyle olmaz mı zaten? Eşlik edemiyor olmanın azabıyla karışık eşlik edenlerdenmiş gibi görünme çabası. İcat edilmemiş bir dille şarkılar söylemek...
Kimse kimseyi rahatsız etmiyor, hepimiz ölecek kadar rahat ve huzurluyuz.
Ölüyoruz ve biz huzurluyuz.
Huzurluyuz.
Huzursuz muyuz?

Tüm param 120 ytl ve 10 dolar. Hepsini senin için saklamıştım. Giderken bir sigara bırak, lütfen.

Haziran 05, 2007

Hayata dair o veya bu şekillerde her evrede bazı kararlar almışızdır. Bunların çoğu biraz da hayallerimizin gölgesinde kalıp uygulanmamıştır. Olsun, devam etmek lazım.

Şu sıralar en çok hayalini kurduğum şey bir an önce staj yapmaya başlamak. Yo hayır, ev/araba/para/sevgili/çocuk vb. değil gayet basit bir şey istediğim. Bunu neden istiyorum diye kendime sorduğumda aldığım cevap idiot musun dercesine bağırıyor: "Dostum sen bu mesleğin okulunu okuyorsun?"
Ama hemen kafalarımızı pratiğe çevirip bir de görüyoruz ki gazetelerin yarıdan fazlası Aydın Doğan'a ait lise tarafından tutulmuş geriye kalanlarıysa kapanmakla kapanmamak arasında gidip geliyor gözleri stajyer görmüyor. Eline bir gazete alıyorsun içi gazetecilikle uzaktan yakından alakası olmayan, tecrübesi bulunmayan, Türkçe'yi neredeyse blogunun ağzıyla konuşup yazan ve belki de sizin ya da sizin çizginizde olup bekleyenlerin çok daha iyi yapabileceği işi, yazmayı, sizin yerinize o yapıyor. Böyle durumlarla karşılaştığınızda tıpkı berbat geçen finalinizden çıktığınızda söylediğiniz gibi sinirlenip "bırakıyorum her şeyi" diyebiliyorsunuz, tabii ki öyle yapmıyorsunuz.
Ortamda yeterince zembille inmiş blog yazarından/kitap yazarından/söz yazarından/bekliyorum çok yakında bizim sokaktaki bakkaldan bozma köşe yazarı ve kendine gazeteci etiketini yapıştırmış kişi varken meydanı boş bırakmak olmaz.
En eğlencelik kısmı da ilk yazılarında yer alan "ay gastecilik -sen şimdi şuraya otur hepsi geçecek- benim çocukluk hayalimdi X amcam sağolsun -ayırsana şu kelimeyi be!- beni bu köşeye oturttu bi daha da kalkma dilediğin kadar saçmala dedi" cümleleri. Kah saç yolarak kah gülmekten ağlayarak okuyoruz köşelerinizi. Bunu da "a aa amma kıskanmış beni, neyse şekerim nazar değmesin bi tarafımızı kaşıyalım şuradan bi Tdk sözlüğü alalım da havamızı bulalım"cı arkadaşlara tüm saygı ve sevgilerimle yolluyorum.
Kusura bakmayın köşelerinizden ve gökten indiğiniz zembillerden nefret ediyorum. Ha bizde yok mu? Cep telefonumuz zembille dolu ama siz, "mankense mankenlik yapsın şarkı söylemesinci" arkadaşlar, bugün tükürdüğünüzü yalarken gazeteci olmak için çabalamak yerine başka yollara başvurmaya ne gerek var? Çetrefilli yolda ilerlemek daha eğlenceli, ileride ayağını kaydıracağımız her siz, bugünlerin "bonus"u olarak bizlere geri döneceksiniz.
Çok öptüm.

Haziran 04, 2007

Okula giderken dinleyeceğim hiçbir şarkının beni ayıltamayacağını bildiğim için ruhumu yatağımda bırakacağım. Şüphesiz ki dersler kalınmak için alınır. Amin.

Ortalıkta insanlar var ve tüm dünyayı isteklerimizin yönlendirdiğini falan söylüyorlar. Asla "hayır, olmaz" ve benzeri gibi olumsuz kelimeler kullanmıyorlar.
Sorarım sana ey bilir kişi; bir kadın, kafasında evine gitme ve mutlu mutlu televizyon izleme isteği ve bir erkek, kafasında yoldan geçmekte olan bir kadını taciz etme isteğindeyken karşılaşırlarsa, adam mı kadını taciz edecek yoksa kadın mı adamı televizyon izlemesine eşlik etmesi için evine götürecek zira olumsuz şeyler söylemeyecek ya adama... Şey diyebilir mi mesela "lütfen bunu erteleyelim, belki daha sonra" ? Bir diğer iddiası da geçtiğimiz haftalarda yaşanan ve onlarca çocuğun ölümüne yol açan trafik kazasını da aslında çocukların ve ailelerinin çağırdığı. Bu şekilde arka arkaya sıralanmış anlamsız cümleler silsilesi.
Evet teyzeciğim biri sana söylemeyi unutmuş ama senin annen bir melekti.
Saygı duyamıyorum ve üzgün de değilim.

Düşünce gücü, evren "gerçekten" istediğini almana yardımcı oluyor tamam ama, bu kadarına da pes demek istiyorum.
Tüm dünya bu şekilde mutlu olacaksa ben mutsuz olmaya çoktan hazırım.