"Ben ne olmam gerektiğini bilmiyorum.
Yazar olmaya çalıştım; ama...
Yazdıklarımdan nefret ettim.
Sonra fotoğraf çekmeye çalıştım;
...ama çok vasattılar, bilirsin.
- Senin için endişelenmiyorum. Yazmaya devam et.
Ama ben çok basitim."
Ağustos 16, 2011
ve bu hayatta kendini yapmak diye bir şeyin var olduğuna inanmak. İçten gelen her şeyin yine içe döneceğine, kabuğundan çıkan şeylerin bir gün mutlaka geri döneceğine.
ve en derinde
allahın cezası her şeyin biteceğine.
ve bu hayatta ben ki sizi duvarlarıma fışkırttığımda rahat nefes alabileceğim diyorsam şayet, bu öyledir. sorgulanması gerekenler arasında değildir.
ve beyaz duvarlar üzerine, kan gibi, tırnak gibi, deri gibi, saç dibindeki yağ gibi, leke leke - leke leke işleyeceğim her anı. her bir çarpı. beni katarken seni dışlayacak.
çünkü sen içkime alkol karıştırdın. sigarama tütün koyup beni hem sarhoş hem bağımlı yaptın.
adını tükürür gibi söylerken, seni küfrede küfrede severken, ve sen yanımda ağzında kelimelerin hızlıca ve sert, ve daha sert, daha sert -iken her şey, perdeleri uzun geldiği için zımbaladığın gibi, yaratıcı zekana hayran kalıp seni daha da sert, daha da sert, sert
dudaklarından ısıra ısıra - ısıra ısıra.
hiçbir yere gitmeyeceksin.
et je reviens seul, sur cette île puisque la vie passe et puis s'en va.
ve ben ve ben ve ben,
siktir git, ben çok iyiyim!
diyeceksin.
ve en derinde
allahın cezası her şeyin biteceğine.
ve bu hayatta ben ki sizi duvarlarıma fışkırttığımda rahat nefes alabileceğim diyorsam şayet, bu öyledir. sorgulanması gerekenler arasında değildir.
ve beyaz duvarlar üzerine, kan gibi, tırnak gibi, deri gibi, saç dibindeki yağ gibi, leke leke - leke leke işleyeceğim her anı. her bir çarpı. beni katarken seni dışlayacak.
çünkü sen içkime alkol karıştırdın. sigarama tütün koyup beni hem sarhoş hem bağımlı yaptın.
adını tükürür gibi söylerken, seni küfrede küfrede severken, ve sen yanımda ağzında kelimelerin hızlıca ve sert, ve daha sert, daha sert -iken her şey, perdeleri uzun geldiği için zımbaladığın gibi, yaratıcı zekana hayran kalıp seni daha da sert, daha da sert, sert
dudaklarından ısıra ısıra - ısıra ısıra.
hiçbir yere gitmeyeceksin.
et je reviens seul, sur cette île puisque la vie passe et puis s'en va.
ve ben ve ben ve ben,
siktir git, ben çok iyiyim!
diyeceksin.
Ağustos 14, 2011
Ağustos 04, 2011
Ağustos 01, 2011
Sadece ve sadece bugün doğum günü olduğu için değil, benim olduğu için, hep benimle olduğu için aslında... Söylediğim şeyleri, çoğu zaman, tüm dikkatiyle dinledikten sonra bin türlü şey taşıyan kafasında evirip çevirip tam bir aslan olmasına rağmen ikizler dengesizliğinde davranıp sinirimi bozabildiği için... Bana küsüp küsüp sonra birazcık üzerine gidince hemen barışabildiği için... Zamanında pek çok nefretimi toplamış olsa da hep böyle çok sevebildiğim için... Evden ayrılırken "tek arkadaşım gidiyor bu yüzden üzülüyorum" diyebilen bir baba olduğu için, en çok da benim babam olduğu ve o olmasa şu hayatta bir sikim olamayacağımı 24 yaşındaki çocuğu olarak gayet iyi anlayıp sindirebildiğim için ve doğum günü olduğu için, yediğim her pastada en büyük paya sahip olduğu için bir de...
Babamı çok seviyorum!
Babamı çok seviyorum!
Temmuz 31, 2011
Temmuz 30, 2011
Temmuz 26, 2011
Temmuz 11, 2011
Haziran 19, 2011
Haziran 16, 2011
Haziran 12, 2011
sabah eve dönerken, aslında burada "sabaha karşı dönerken" diyerek tüm geceyi dışarıda geçirmiş olduğumu da belirtebilirdim ancak gerek görmedim, yine öyle güzel cümleler, öyle beylik laflar düşündüm ki...
uykusuz ve alkolle baştan aşağı yıkanmış bir bünye, bol bol sigara dumanı üflenmiş üstüne, sevgiye, muhabbete, dost sohbetine doymuş hatta... ama saat sabahın 7'si olmuş mesela. ne düşünür insan. onu düşünür evet. onu ve diğerlerini. düşünür düşünmez gelmez mi peki hepsi saklandıkları yerlerden? gelirler elbet. geldiler elbet.
sonra oturduk konuştuk biraz. dertleştik onlarla da. irkildiğimde ineceğim durağa gelmiştik. indim ben sonra otobüsten. müsait bir yerde! dercesine indiğim gibi hayatlarından.
en güzel vedadır herhalde bizim yaptığımız, ağzımızda aynı cümle -hep-
sen sağ
ben selamet...
uykusuz ve alkolle baştan aşağı yıkanmış bir bünye, bol bol sigara dumanı üflenmiş üstüne, sevgiye, muhabbete, dost sohbetine doymuş hatta... ama saat sabahın 7'si olmuş mesela. ne düşünür insan. onu düşünür evet. onu ve diğerlerini. düşünür düşünmez gelmez mi peki hepsi saklandıkları yerlerden? gelirler elbet. geldiler elbet.
sonra oturduk konuştuk biraz. dertleştik onlarla da. irkildiğimde ineceğim durağa gelmiştik. indim ben sonra otobüsten. müsait bir yerde! dercesine indiğim gibi hayatlarından.
en güzel vedadır herhalde bizim yaptığımız, ağzımızda aynı cümle -hep-
sen sağ
ben selamet...
Haziran 09, 2011
Haziran 08, 2011
Haziran 01, 2011
aylardan haziran olduğundan, her haziranda aynı şarkı gibi dillerde, ölmek çok zor olduğundan, o halde sabır.
başlayan ve biten her şey gözüp açar gibi. o denli hızlı. o denli kısa. o denli sıradan.
insanlar ikiye ayrılır. kedi severler ve kedi sevmeyenler.
müzikler ikiye ayrılır. mutlu edenler ve mutsuz edenler.
hatıralar ikiye ayrılır. hep akılda kalanlar ve unutulması gerekenler.
kalpler ikiye ayrılır. kırılmışlar ve kırmayı sevenler.
"gözümü açmasam, görmezdim."
başlayan ve biten her şey gözüp açar gibi. o denli hızlı. o denli kısa. o denli sıradan.
insanlar ikiye ayrılır. kedi severler ve kedi sevmeyenler.
müzikler ikiye ayrılır. mutlu edenler ve mutsuz edenler.
hatıralar ikiye ayrılır. hep akılda kalanlar ve unutulması gerekenler.
kalpler ikiye ayrılır. kırılmışlar ve kırmayı sevenler.
"gözümü açmasam, görmezdim."
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)