Temmuz 17, 2009

İçimdeki korkuların tümünden 7 tane stephen king romanı çıkar, yine de "fairytale" tadında yaşıyorum.

Temmuz 14, 2009

"here i am, hopeful again
i can’t say when
i wasn’t this way

don’t need to worry about me

that’s what i say
it’s not what i mean
that’s what i say
it’s not what i mean"

Temmuz 12, 2009

Temmuz 10, 2009

Temmuz 08, 2009

"they share a heart and lots of love"

cümlesini okumam bugün başıma gelen en güzel olaydır.
Ç kişisi der ki: Daha 20 saniye var, uf çok sıkıcı!
P kişisi der ki: Ya sus, daha 10 gün var ona bakarsan...

Temmuz 05, 2009



onu alıp oraya koyunca, bunu alıp şuraya koyunca odada yer açılıyor. biz yaşarız ki. ayrıca evet yasemori çok tatlı gülümsüyor. konser olsa da minik adımlarla gitsek.

Temmuz 04, 2009

karaköy vapur iskelesinde hayatımla ilgili kararları almanın eşiğine gelip sonunda yaşımı -artık- yeterli bulup kararları aldım. şimdi bu aldıklarımı nereye koyacağımı biri bana söyleyebilir mi? teşekkürler, ben de aynen öyle düşünmüştüm.

Temmuz 01, 2009

sana anbean aşık olmak dünyanın tüm sevdiğim şarkılarını aynı anda dinlemek gibi...

Haziran 29, 2009

Öyle güzel bir İstanbul günü ki, insanın kıvrılıp mırıldanası geliyor. Ayrıca büyüyünce hayalci olmaya karar verdim. Evet biraz fazla romantiğim.
Kelimelerin ilk anlamlarıyla vakit kaybeden insanlarla uğraşmaktan ne denli yorulmuşum meğer...

Haziran 25, 2009

festivaller gelir festivaller geçer ama fotoğraflar sonsuza dek kalır...




"mesela" ile "ya da" arasındaki yedi farkı bulmaya yoğunlaştığım şu günlerde, İstanbul'un bu denli sıcak olması canımı sıkmıyor diyemem.

Haziran 23, 2009

bazen an'ları en güzel kelimeler anlatır bazen de sadece fotoğraflar...



yaşadıklarımdan nefret ettiğim bir "an"da uzaklaştığım bu yere, yaşadıklarımdan duyduğum huzuru borçlu olduğum tek kişiye ithafen, dönüyorum.
hoş bulmak gibi bir derdim yok, sıkıntı olmasın yeter.

Mart 27, 2009

bazen sanki hayatınızın belli bölümlerini anlatmışsınız da onlar sizin yerinize yazmışlar, söylemişler gibi hissedersiniz. şarkılarında, şiirlerinde ya da yazılarında kelimeye dönüştüremediklerinizi gördüğünüzde ürkersiniz. yalnız olmadığınız hissi kendinize getirmeye yetmese de yine de -artık- yalnız olmadığınızı bilirsiniz.
benim için bunu yapabilen çok çok az insan var bu yüzden bozulmuş plak gibi aynı cümleleri dinliyorum o çok sevdiğim seslerden. ve hayır söyleneni hiçbir zaman yapmayacağım, kulaklarımı ya da gözlerimi asla mahrum bırakmayacağım bu denli sevdiğim şeylerden.

"you touched my hand
i felt a force
you called it dark
but now i'm not so sure"

Mart 26, 2009

gerisini isteyen istediği gibi tamamlamakta elbette ki özgür.

Mart 23, 2009

bir gün ben de bize açtığın bu yolda güle oynaya yürüyerek sana geleceğim. o zamana kadar özlediğin oğlunu kucakla, kokusunu içine çek hatta ki hiç gidemesin. ben geldiğimde sarılıp uyuyacağız üzerimizde gökyüzü, üzerimizde bu dünyada sevmediğimiz şeylerin o kirli, adi ve ucuz örtüsü...

ayaklarımın altındaki toprak sensin,
vücudunun karıştığı her şeyi gözlerimi kapayıp öpüyorum
içimde "ben, ben, ben" diye haykıran aslında senin sesin
bileklerime dolanan gözlerin, bırakıp gidemiyorum

~

S. seni sevdikçe aslında tanrı'yı küçültüyorum
yine de bundan vazgeçmeyeceğim, söz veriyorum.
bulutları seviyorum.

Mart 20, 2009

Sen gördüğüm en güzel rüyaydın ve ben artık uyandım.

Mart 18, 2009

"işte tam burası" derdim eskiden, öperdin ve geçerdi.
dün, bugün ve yarın. biliyorum, biliyorum, biliyorum... yarın; yarım.
işte tam burası... işte, tam burası!

bazen tamam çok daha anlamlıdır diğer kelimelerden ve hayatın tam da kendisidir zaman zaman insanı delirten.

Mart 01, 2009

"i have your photographs.
and the sun on your face
i'm freezing that frame..."