Şubat 09, 2009

körüm, sağırım, dilsizim.

sunday afternoon / "leave or stay"
leave?
ona da peki.

Şubat 08, 2009

"sen de mi? aklıma sığmıyor, sen de mi?"

bazen hepimiz susarız. soruların hepsi dilimizin ucuna kadar gelir, yutarız. öncesini tuzlar sonrasını da limonlarız hatta.
aklıma sığmayan her şeyi bir kenara bırakabilsem ya da birazcık uyuyabilsem keşke. gözümü kapatıyorum soru işaretleri gözümü açıyorum soru işaretleri...
beni alıp bir yere bıraktılar, neresi olduğunu bilmiyorum, tek başımayım ve korkuyorum.
teşekkür ederim.
madem susacağız, hepimiz susalım "bu sefer" ki bir anlamı olsun.
birikiüç"tıp"ozaman.

Şubat 07, 2009

şimdi benim bir sürü bir sürü bir sürü cümlem var,
ama...

Şubat 04, 2009

"cennetin göbeğindeyim" dediğinde sen, kudra, ne güzel diye geçirmiştim içimden.
ne güzel diye geçirebilirsin şimdi sen de içinden.

öyle bir huzur ki hangi harfe dokunsam ellerim adını yazıyor.
çıt sesi.

Şubat 02, 2009

minik bir oyundu bu. o şarkı ile başlayan... sesi sonuna kadar açtım, başımı öne eğdim. birkaç omuz yedim, hayır hiçbirine pardon demedim. ben, dün, daha fazla sana ait olmayan yüz görmek istemedim. bir şarkı boyunca adım atan ayaklarımı izledim. bir arabanın farlarıyla irkilip kenara geçtim. merdivenlerin başladığı yere geldim, her merdivende içimden adını söyledim. şarkı bitti, gözlerimi yukarı kaldırdım, karşımda olacaksın sanmıştım, yanılmışım, seni yine göremedim.

gözlerimin ardında senden başka h i ç b i r ş e y yok.


"if only you
if only now" - buruk bir gülümseme. başka bir şarkı sadece.
O şarkıyı açıp saatlerce gözlerine bakıyorum, sen beni görmüyorsun.


"birdenbire
yenilenir hayat
beklemeden birdenbire
yağmur yağar
güneş açar
açar birdenbire
aşk gelir alıp gider
alıp gider seni
güneş açar
açar birdenbire"
- bu da başka bir şarkıdan, zaten biliyorsun.

Ocak 30, 2009

yutkunurken acıyor, hayatımda olanlar bu aralar çok batıyor.

Ocak 29, 2009

yutkunamadıklarım, anlatamadıklarım, dokunamadıklarım ve uzaklaşamadıklarım...
oysa ben o kadar yorgunum ki bulduğum ilk huzurun koynunda yüz yıllık uykulara dalıyorum, uyanıp seni öpüyorum uyumadan ellerine dokunuyorum.
ilk defa kağıtların dili olsa da konuşsa diyorum, duyacaklarıma katlanamayacağımdan yüzünün olmadığı fotoğrafını elimden düşürmüyorum.
ellerimde bir kağıt, gerisi öyle işte...

unutmadan;
"you're a tragedy starting to happen"

Ocak 16, 2009

bir gün hepsi bitecek ve biz daha aydınlık hatta belki de gülümseyen gözlerle bakmaya başlayacağız.
ama önce atlamamız gereken eşiklerden uykugetirenkoyunlar misali teker teker atlayıp hatta yer yer yalpalayıp çamura bulanıp tekrar tekrar tekrar kalkıp bitiş çizgisine ulaşmalıyız.

Aralık 22, 2008

yürüyen merdivende yürüyen insanlardan hoşlanmıyorum.

Aralık 20, 2008

Hepinizden çok sıkıldım ancak bunun için üzülmüyorum, yazıyordu defterin son sayfasında.

Aralık 18, 2008

Nefret edemeyecek kadar aciz durumdaydı. Elinde sadece acı vardı, her geçen gün daha da büyüyen ve onu da içine alan saf halde acı.
Başını gökyüzüne kaldırdı, bir bulut seçti, üzerine uzandı.

Aralık 12, 2008

"zira aşk, nasıl sizi taçlandırırsa öyle de sizi çarmıha gerecektir. nasıl serpilmeniz içinse öyle de budanmanız içindir."

Aralık 10, 2008

"gerçeklerin içine, en derinine girmeye çalıştım. gerçekler, üzerine fazla giderseniz kendiliğinden masala dönüşüyorlar."
m.s

bazen bazı şeyleri başka başka insanlar tamamen doğru kelimeleri seçip yine tamamen doğru sıraya yerleştirip söylüyorlar, hayat benim için son zamanlarda söylenmiş bu cümleleri bulup "cuk" sesini duymakla geçiyor.
zaten her şey bir gün mutlaka geçiyor.
biriktirdiklerimi doğurmaya kalktığımda çok acıyorlar bu yüzden hepsi birer birer içimde ölüyorlar.
kendi kendimi zehirlemekte üzerime yoktur ve cümlenin sonuna konan nokta "." aslında pek çok kelimeden daha ağırdır. ağrıtır.

Aralık 07, 2008

Kasım 16, 2008

Her gece kendime sarılarak uyumak, kimsenin yüzünün bana dönmemesiyle yüzleşmek ve bu gerçeğe artık alışmak...
Bir yerlerimden kırılıp duruyorum da oraları tekrar neyle, nasıl yapıştıracağım, bıraktığım yerden hayata nasıl devam edeceğim bilmiyorum...
Aslında hiç var olmadım, bu yüzden yok olmayacağım...
O halde neden bu kadar bulanık ve nereye gizlendi tam da şu anda ihtiyacım olan aydınlık?

Lütfen...

Kasım 14, 2008

Ben küçükken dünya bu kadar büyük değildi.

Ya ben küçülüyorum tekrar ya da her şey o kadar hızlı büyüyor ki karşı koyamıyorum, ufalıyorum. Bu şekilde devam ederse şayet tahtadan silinen tebeşir noktası gibi olacağım, tozum bile kalmayacak, korkuyorum.

Kasım 10, 2008

"akıllı düşman, aptal dosttan iyidir."