Eylül 08, 2005

Bugün

Çok bekledim.
Odalarımı boşalttılar önce..İçimdeki hayatlar,aşklar geçip gitti.
Bir sen kaldın bir de yalnızlığım.
Bugün bir tek seni andım.
Sigaramı yaktım,düşündükçe ağladım...

Değirmenler

Bazen akışına bırakmak gerek gerçekten bazı şeyleri.
akarız dereler gibi denizlere
İsyan etmek yerine sabırlı olmak.Her anın değerini bilmek.Ve birlikte olabilmenin o dayanılmaz mutluluğunu hissetmek ruhunda,iliklerine kadar çekmek sigaranın dumanını.Üflememek bir türlü belki nefesimdeki dumanla birlikte içimden bir parçası da gider diye düşünmek...
belki de en güzeli böyle
İyi ki varsınlar,teşekkürler.Yetmez biliyorum.İşte sanırım bu yüzden ben sana hayatımı adıyorum.Sen varsan varım,yoksan yokum.Bunu söyleyebilmek sana.Gülümsetebilmek seni.Senin gülümsemen..İç ısıtan..Yanlış anlamalar yaşamak sonra,tekrar gülmek.Değirmenler'i Bülent Ortaçgil'den dinlemek.Seviyorsan severim gibi bir önyargıyla yaklaşmak.Ama sonunda sevmek..
Seni sevmek..Dünyayı sevmek.
Anlatmak sana sensiz neler yaptığımı ve dinlemek senden yaptıklarını.Kapatmak kapıları yine diğerlerine sanaysa sonsuza kadar,ardına kadar açmak..Her an seni düşünmek,seni özlemek..Tek bir farkla acımadan,acıtmadan.Tadına varabilmek..
Sonra yarını hesaba katmamak,dürüst olmak,sessizce değil içinden geçenleri tam anlamıyla söylemek..
Pişmanlık duymamak hiçbir sözden,hareketten.Yine olsa aynı şeyi yaparım diyebilmek.Hataları görebilmek ve sivri uçları törpüleyebilmek.
Yitirilenler için üzülmemek,yas tutmamak bugünü sevmek,düşünmek,paylaşmak!
Hayaller kurmak yine,yeniden eskisi gibi.Gerçekleşeceğini bilmek,gerçekleşeceğine inanmak..
Bizden uzak durmalarını istemek.Yaptıklarına sinirlenmek..
Güldüğünü,sıcaklığını,hissettiklerini hissedebilmek..Ağlayabilmek sevinçten ve özlemden.Sonra gülebilmek.
Planlar kurmak,sözler vermek.
Dünyadaki en güzel şey seni sevmek!

Seni Seviyorum.

Eylül 07, 2005

Zaman

Susmak için doğru zaman mı
Yoksa konuşmak için artık çok geç mi bilmiyorum..
Bazı şeyler yitirildi belki,kaybedildi..
Kumdan bir kaleydi sözcükler imkansızlığın dalgası çarptı duvarlarıma.
Aşındırdı sözcüklerimi yok etti.
Şimdilerde avaz avaz bağırıyorum adını her gece,
Kulak kesilip duymak istemen nafile..
Duyurmak istiyorum sana söylediklerimi,paylaşmak tüm hissettiklerimi.
Ama yapamıyorum bir türlü..
Çünkü aramıza gerçekliğin perdesi çekili.
Hayatımın "sen" kesiti bu sessiz çığlıklarda gizli..

Eylül 05, 2005


Çocukların oynadıkları oyunları,
Kedilerin sevgiyi hissetmeyi sevdiği gibi,
Güneşin geceye inat doğduğu gibi,
Sonbaharda dökülen yapraklar,karanlıkta uçmaya çalışan kuşlar
içimdeki sessiz çığlıklar gibi...
Seviyorum seni...

Babam Oğlum

Sevgilim ve dostum,babam oğlum,arkadaşım aşkım...
yok artık.
zaten hiç olmamış.

sadece dinle demek istiyorum,hiçbir şey düşünme.
çünkü şimdi bunlar geldi içimden.
yapamıyorum.
yapamayacağım.köprüleri tekrar yakmayacağım.
uyurken bile özlemeye mahkum kalbim biliyorum.
ama asla adını anmayacağım.
her aklıma geldiğinde bir yerimi kanatacağım.
ruhsal çöküntülerime birebir bedensel acılarım .

Eylül 04, 2005

O

Sen O'sun..

Ev

O kadar boş ve aynı zaman da o kadar dolu hissediyorum ki kendimi.Kafam tıka basa dolu bir çuval sanki.Biraz sağa veya sola eğsem düşecek gibi.Artık kafamı dengede tutmak bile yorucu..Evimdeyim.Ama kendimi buraya bile ait hissetmiyorum.Bu ev artık yuva değil biliyorum ama yuvam neresi bilmiyorum.Doyumsuzluk değil bu hiçbir şeyden zevk almıyorum.Bazen çok mutlu oluyorum bazen ölümüne sessiz,huzursuz,umutsuz ve mutsuz.Bu kadar tezat yaşamak yoruyor sanırım ruhumu,bedenimi.Yemek yerken bile yoruluyorum bu yüzden 3 öğün değil 2 öğün yiyebiliyorum.Bazen tek öğünle geçiştirdiğim bile oluyor.Ne içtiğim kahvenin tadı var ne sigaranın ne de hayatın.Her şey anlamını yitirmiş durumda.Aklım o kadar karışık ki..Çözümü bulamıyorum.Boşluktayım.En dibe sürükleniyorum.Kendime gelmek istedikçe uzaklaşıyorum.Yabancılaşıyorum.Bazen dilimin ucuna kadar geliyor söylemek istediklerim,sonra birer birer yutkunuyorum.Uzandığımda hayaller kuruyorum.Tüm dileklerim tek tek gerçekleşiyor gözümün önünde.Kendimi görüyorum.O kadar mutluyum ki..İşte gerçek "ben" oradaki.İşe yaramaz bir kopya buradaki.Kendimi hiç bu kadar mutlu görmemiştim diye düşünürken irkiliyorum birden.Kaldığım yerden devam ediyorum sonra hayatıma."Ben"im boşluktaki beni çekmem gerek.Kurtarmam gerek.Yolu bilmiyorum.Kayboldum.Uzağım,yakınım.Karlı dağların ardındayım..Kendinden uzaklaşmak dedikleri bu olsa gerek.
Bir kez daha yutkunuyorum,sonra bir kez daha...Nefesim tıkanana kadar atıyorum içime her şeyi.Ruhum kara bi delik sanki.İçime attığım her şey amaçsızca oradan oraya savruluyor.Kelimeleri toparlayamıyorum bazen.Karıştırıyorum birbirine.Gülünç durumlara sokuyorum kendimi.Bazen de endişelendiriyorum insanları.Acı çekmekten garip bir haz alıyorum.Uzaklaşıyorum,uzaklaşıyorum...
Hissedemiyorum.Kavrayamıyorum.
Bu halimi çözebilecek bir insan arıyorum.Kim olduğunu biliyorum.Yutkunuyorum.

Eylül 03, 2005

Dikil'di

Dikili bitti.
İzmir'deyim.
Ayrıntılar yarın..
Yorgunum.

Bir bitti

Anti-sigara toplulukları var üniversitelerde üye olursun sen kesin..

Tupku yorum kısmı ekle döverim!

iki gelmek üzere..
öperim!

Eylül 02, 2005

Şimdi

Şimdi kapat gözlerini..
İkiye kadar say içinden.
Ama saklambaç oynarken yaptığını yapma..Rakamları yutma.
Zaten dilinden dökülüverecek iki rakam birbiri ardına.
Sen yeter ki yavaş ol.
Huzur dol.
Önce bir de..
Sus ve bir nefes çek hayatından,bir gün...
Sonra iki gelsin geriden.
Sessiz ve derinden.
İkinin son "i"si çıkarken ağzından,
eşlik edeceğim ardından.
Birlikte tamamlayacağız ikiyi ve belki de daha birçok şeyi.
Sen saymaya başla şimdi.
Dönebilmem saatlerde gizli...

Ağustos 22, 2005

!

Ufak çaplı bir sinir harbi yaşıyorum.
evet hepsi bu
birazdan geçicek..
evet hepsi bu
bu sefer çok sinirlendim.
evet hepsi bu
bir daha İzmir'e gelipte planlar yapanın..!
evet hepsi bu
sen,sen ve sen çık'şarı.
evet hepsi bu
bir oyun,bir oyun,
EVET HEPSİ BU!

Hayret

Delirmemek elde değil..
7,8 oldu.
7,8 oldu!

Yihu

Dün Tupku ve Gözen geldi.
Gözen artık bizim,İzmir'in yani.O bir Dokuz Eylül'lü artık.
Dün buluşmamış pek güzel geçti.İyi ki geldiler.
Bir ara Tupku ve ben ayrıldık yanlarından onlara ne yapmaya gittiğimizi de söyledik tabii.
Yolda gidene kadar konuştuk.Sanırım limonlu biranın gazına geldim ve çenemi deldirdim.
Evet pişman değilim.Çenemde bir delik ve onun içinden geçmiş çubuğa tutunan bir top var.Titanyum olsa gerek.10 gün sonra değiştirebilme hakkım var bu piercingi.Çünkü büyük biraz.Benim yüzümse küçük.Hele ağzım minik.Ortaya çıkan durum çok komik.
Hayır asla resmimi yayımlamayacağım.Ben desem de inanmayın.10 gün kadar sonra bomba gibi fişşşek gibi tekrar aranızdayım.
Yeni resimler,yeni haberler,yeni bir ben ile...
Sabah sabah güldürdüm kendimi..Neyse..

Ağustos 20, 2005

Ağustos 05, 2005

Şebo

Bugün çok güzel başlamadı aslında.Ama bir şeyin başlangıcı her zaman sonuyla aynı olmuyormuş demek ki.Belki de benim tersliğimden kaynaklanıyor bilmiyorum.Muhteşem bir gece geçirdik biz.DJ'imiz 029ur'du çünkü.En büyük sürpriz bu kez Şebnem Ferah'ın da bizi dinliyor oluşuydu.İstekler yaptık onun için.O fikirlerini belirtti.Canlı yayına alamadık belki onu ama muhteşem insan telefonla alıp bilgileri 029'a yazılı olarak ulaştırdı.Sonuç olarak ben Şebo'yu burnundan 29. öpen kişi olarak kapanışı yaptım.Bir çok kez adım söylendi, umuyorum ki Şebo'nun kulağında kalır.Hafızasında kalmasını beklemiyorum ancak bu geceyi anlattığımda hatırlasın istiyorum.Sabah oldu.Gün ağardı.
Ben yarın yola çıkıyorum.Dikili'ye dönüyorum bir daha ne zaman gelebilirim bilmiyorum Ağustos sonundan önce.Ben gelene kadar Hoşçakal'ın.
Teşekkürler Didem,Özgür ve Şebnem.


seni ararken kendimi kaybetmekten yoruldum
bulduğumu zannettiğimde
kendimden ayrı düştüm
bu garip bir veda olacak
çünkü aslında hep içimdesin
ne kadar uzağa gitsem de
gittiğim her yerde benimlesin
söylenecek söz yok
gidiyorum ben
hoşçakal, hoşçakal
hoşçakal, hoşçakal
ben bir kısrak gibi gelmişim dünyaya
şahlanıp koşmak içimde var
hoşçakal
biraz su biraz yeşillik
her yer benim evimdir
taşırım dünyayı sırtımda
her dil benim dilimdir
ama söylenecek söz yok
gidiyorum ben
hoşçakal, hoşçakal
hoşçakal, hoşçakal
ben bir kısrak gibi gelmişim dünyaya
şahlanıp gitmek içimde var
hoşçakal
-------------------------------------------------------
Tupku&suspus iyi eğlenceler.
erran geldiğimde ilk seni göreceğim.
029ur bitanesin mutlu yıllar :*

herkes kendine çok iyi baksın.Bıraktığım gibi bulabilmek dileğiyle.

Ağustos 04, 2005

Ters

Hayatımda o kadar çok şey ters gidiyor ki artık terslikler düzenim arasında yer alıyor.Dün akşam akşam bir hışıma ve kıskançlık krizine kapılıp "web cam" almaya gittim.Önce alt sokaktaki bilgisayarcıya uğrayıp bir pazar araştırmasında bulunmak istedim.Ancak adam elindekileri deneyerek bakmamı önerdi kaybedecek bir şeyim yoktu -ben öyle sanıyordum en azından- İlki istediğim gibi değildi görüntü güzel değildi diğerine geçtik işte asıl film burada koptu.Yaklaşık 1,5 saat çalıştırmayı denediler ancak başarılı olamadılar.Sonunda aranıyormuş taklidi yapıp "peki tamam geliyorum" demek zorunda kaldım teşekkür edip çıktım.Eve döner miyim?Asla!Otobüse binip Kipa'ya vardığımda saat 21.30'du.İçeri girip "web cam"ime kavuştuktan sonra tekrar otobüse bindim.Yol boyunca çocuğunu taşıyan ebeveyn içgüdüsünü hissederek kutuya sarılıp koltuğumda oturdum.Eve gelip kurdum.Kurduktan sonra da bir arıza yaşadım ama hallettim.Asıl sorun,gerçek terslik şu ki bu uzay mekiği kılıklı alet işini yarım yapıyor.Tamam güzel görüntü veriyor olabilir ancak fotoğraf çekemiyor.Ya da çekiyor ancak ben çektiremiyorum.A4 Tech'in bu modeli hakkında bir bilgisi olan varsa her türlü yardıma açığım."Üzerindeki tuşa tıkla" şeklindeki seviyesi yüksek önerileriniz sizde kalsın.Araştırmacı olalım.
Resmi için tıklayın.

Ağustos 03, 2005

Hayat

Hayat benim için şu an;
kopardığım izin,internette geçirdiğim her dakika,Şebnem'i duyduğum her an,sigaradan çektiğim her nefes...
Yaşama küserim bazen.Bıkarım her şeyden.Ama biliyorum ki böyle anlarda daha çok çaba göstermeli,mücadele etmeliyim.Her şeye rağmen yaşanmaya değer bir ömrüm var.Yaralarımı çabuk sardım bu sefer.
Yeni,yine ve yeniden...

Ağustos 02, 2005

Aşk

Kader varsa benimki bu olsun
Aşk masalsa gerçek olsun



fazla söze gerek yok..

Ağustos 01, 2005

İstanbul

Tercihimi Ege Üniversitesi Gazetecilik'ten yana yapmak zorunda kaldım.
"Babam sağolsun" yazıp bir kağıda,sırtıma asmak niyetindeyim.
Sonbaharda İstanbul'dayım ama biletim sadece gidiş olmayacak!
Kırgınım,üzgünüm,mutsuzum.
İlerde yatay geçiş yapmayı düşünüyorum.
Hoşçakal diyecek meblağyı biriktirdikten sonra tabii ki.İStanbul'a giden herkes benden bir parça götürsün.Birkaç sene sonra birlikte olmak dileğiyle.
Arayan olursa kabuğumdayım...

Tercih

Tercihlerimi yapmaya gidiyorum.
Kötüyüm,gelince anlatırım..