Mart 13, 2022

çok şaraplı bir gecenin pazar sabahına kedilerimle yalnız uyanmışım. kar bembeyaz yapmış yine her yeri, aşırı ayaz ama güneş de çıkmış bir yandan parlıyor değdiği her yerde. kahvemi demlemişim, geçmişim cam kenarına dışarıyı, günü izliyorum. 

bir şeyler eksik duygusu gitmiyor uzun zamandır içimden, sonra eski günlerin alışkanlığı ile açıyorum spotify’dan tori’yi bırakıyorum sesi doldursun odayı, değdiği her yerde parlasın. içimdeki boşluk bir nebze de olsa doluyor ya da başka bir şeye dönüşüyor, bırakıyorum olsun.


almost brave,

almost in love,

vanilla.

Mart 22, 2019

22 Mart 2019 X'e yazılan anlamsız cevabım

adı üzerinde anlamsız.
birkaç gündür kafamda dönüp duran pek çok cevap yazıp yolladım aslında. çaresizce aradım bir kez hatta, açmayıp saçma bir işteyim arayacağım dedin, aramadın. sonra bana araba çarptı, bum! artık yokum ve yıllar boyu sürecek anlamsız depresyonlar. (BU ASLA YAŞANMADI)
belki de hayatlarımız anlamsız çöpler, peçeteler, kıça silinen tuvalet kağıtları.
ah yogalar, ah kinoalar, ah yaban mersinleri, ah raw karabuğdaylar.
sikeyim!
bu hale gelmemize sebep herkesi ve her şeyi. en raw halde, en glutensiz, en minimal porsiyonlarda ve sık sık! sik sik!
bazen anlamsız bir word sayfası açıp boşlukta yanıp sönen imleçi görüp ne yazsam diye düşünmek yerine defalarca yaptığın typoları düzeltmek üzere geri dönüp, reply diyerek mail yazmak daha mantıklıymış.

öyle bir detox ki, BU EVE ALKOK GİRMEYECEK!
12 gün içmedikten sonra 3 şişe birayla sarhoş olmak, haftasına direnç gösterip bir buçuk şişe şarap üzerine bira almak, cila iyidir.
sıkışan, tıkışan, aksıran, yok olmak üzere olan ailene sürekli para yollamak, çünkü ne yapasındı başka?
cihan mürtezaoğlu değilsin ki sesin güzel, şarkıların da gözü kör olsun.
ancak ceylan ertem gibi ayak salla, gelene geçene.

bağımlılıklar kötü bade.
kötü.
kötü.
kötü.
bade.
bağımlılıklar.
bağım kötü.
bağ kötü.
bağlar kötü.
terk et.
terk et.
TERK ET.
TERK ET!

etme, iç, iç, iç.
kavgalarından kaçsın arkadaşların.
kimsenin gözü kör olmaz.
ama sen terk et.
sen iç ve terk et, zavallı
(tüm senlerin ben olduğuna rivayet ederek)


12 gün içmeden durduysan, daha da dur, dimdik dur ulan yavşak!


DURAMADI

cenazemde bağırarak ağlamak isterim, keşke izin verseler, halbuki tabut, kefen boğar beni, belki de sonsuza dek tekrar nefes alamayacağını bilmek, ciğerlerini ağız dolusu şişiremeyeceğini bilmek, belki de cehennem budur aslında.
kendine tokat at, canını yak, hayattasın ve bunu yapamayacaksın bir gün, bir kez daha.
hiçiz.
hiç.
bunu unutma.


ben,
seni öyle kefen
öyle tabut
öyle toprak severim ki
nefes alamazsın,
bunu unutma.

beni,
hatırla.

 

Şubat 05, 2019

cok sarap iciyorsun,
louvre’dan bahsediyorsun. evet, cok mona lisa.
kalkip kendini atmayi dusunuyorsun.
cesaretin yok,
sarap iciyorsun.

Ocak 18, 2019

bir poyraz bekliyorum ya da lodos, yapraklarimi dokmek istiyorum. her bir parcam karisirken ve hatta cururken topragimda, ben, yukselen ciliz dallarimla dimdik ayakta.
ya yeseremezsem bu baharda?
agaclarin kiyameti.

Temmuz 10, 2018

tebrik edilesi balkonumda sardunyalar ve sarmaşıklarla birlikte oturuyorum. ev, şehrin gürültüsünden uzak ama kızların gürültüsüne yakın.
genellikle sakinim, başladığım pek çok şeyi devam ettirdim. kedileri ikiledim, hatıralarımı yok ettim.
derimi soydum yavaşça, kabuğumu değiştirdim. parçalarımı saksıların diplerine gömdüm de sardunyaları ve sarmaşıkları kendimle besledim.

pası çözmek zor, kirden arınırcasına su ve sabun işe yaramıyor benim bozulmalarımda. daha vıcık, daha yağlı, daha bulaştıkça düzelircesine çözümlere ihtiyaç duyuyor içimdeki küçük mikroplar. en eski olanı kaşınıyor tatlı tatlı. ne zamandır yüzeyin altında tutabiliyorum onu, yine de orada bir yerlerde çıkış yolu arıyor, hissediyorum. bir hayvana benzetmem istense müren balığına benzetirdim herhalde onu. hani küçük bir mağarayı delip içinden geçmiş dalgaları takip edip yüzmemi istediğin o kıyıda "burada müren vardır" deyip yüzmediğim.

yengeçli sıcak taşlar mürenli dipsiz sulardan daha yeğdir her zaman.

gençken daha çok konuşurdum yaşlanıp büyük bir göz ve kulağa dönüşmezden önceydi. küçük ağzımdan büyük büyük laflar taşardı. eteklerimde her daim bir yerlere yetişmenin telaşı, birkaç güne sığdırılmış kucaklar dolusu sevgi. izmir'de bana ait olmayan bir evde koca koca kutularda şimdi hepsi. uyumam için yapılan yer dahi uydurma "uyuyacaksan şunları alayım yatağın üstünden?" burada bana ait bir oda yok artık.

neden çekiliyorum parmak uçlarımdan, neden sıçrayamıyorum. kulağımda yıllardır onun ele geçiren sesi ve sözleri* ve ben saksıları kazıyorum.
tebrik edilesi balkonumda sardunyalar ve sarmaşıkların toprağına gömdüğüm kendimle henüz işim bitmedi, beyaz çiçeklerden geçmişin hesabını soruyorum.

*this "we are one" crap
as you're invading
this thing you call "love"

Ağustos 22, 2016

madem kış geliyor yavaştan o halde şuralarda halleşebiliriz,

Ağustos 25, 2015

kac kisi kaldik?
suraya acil bir tiktik;
churchell@gmail.com


Mayıs 05, 2015

yanimda uyuyorsun sen. bulutlar duruyor basinin ustunde. yuzune cevirdigimde gozlerimi gordugum yesil, gunesin en sarisi vuruyor uzerine.
hayat her sey yolundayken, seninle en denize yapilan bir otobus yolculugu aslinda. gozumden damlayan uykusuzluga ragmen burnuma gelen kokun, tum kotuluklere dayanma sebebim gibi.
hayat herkes evindeyken, evden cikmak seninle. elimizdeki valizden yukselen tartartar seslerine karisan guluslerimiz. dudaklarimizdan goge yukselen ince bir yagmur sonrasi kokusu.

sevgilim. yanimda uyuyorsun ya sen, yanimda uyuyorsun. yanimda. yan yana. birlikte. yanimda.
hic uyanma.

Nisan 28, 2015

daha once kımseye seni seviyorum dememis olmayi istemek. ne buyuk bencillik. ne denli haksizlik belki de. ama bu boyle.
kilometreler var aramizda. kossam kosamadigim. hic.
bir sebepten, mesela en basiti, kedisizlikten. dunya basima yikilmisti ya senden once, seninle mi ayaga kalktim ki ben? 
seni seviyorum dediginde icimde bir seyler isiniyor. sanki yer ayagimin altindan cekiliyor da boslukta sallanip duruyorum ya da goge mi yukseliyorum. gibi bir seyler.
seni acittigim, hircinligim, huysuz zamanlarim. sen yokken hepsi en buyuk pismanliklarim ama yanindayken de kacamadigim, durduramadigim.
ah! nasil olacak, nasil basaracagim bilmem. 
gozlerimi kapattigimda, onumde iki koca dunya gibi uzanan. daha cok guınesi andiran. parlak, kahvenin en guzel hali ve etrafinda minik lekeleriyle. sadece sen. sevgilim bak beyaz! dedirten bana. ya gunesim olmasaydin gogume, bulutlarim karanlikta kalirdi.
gozume usulca yuruyen yas, benden uzakta yaninda olan herkes gidebilir mi lutfen? cunku onlar ki hic fedakarlik yapmadan seninle ayni havayi soluyorlar. oysa ben, ben, ben... kimim ki? 
gogsumde yanik bir koku, senden gelip bana yerlesen. seni nasil sevdigimi birkac kez ruzgara anlattim. esip gitti. bugunlerde agaclar daha medeni, keske onlara anlatsaydim. kipirdamadan durdukca onlar, daha cogunu konussaydim. cunku her sey susuyor ne zaman sana gelse konusulacaklar. yollar dusuyor onume, gunesi ardima aldigim. golgem uzuyor sonra, yaptiklarim da asiyor ya boyumu peki ya henuz yapmadiklarim?
korkuyorum bazen, yalan yok. zangir zangir titriyor en cok da sol yanim. 
sagim oluyorsun zamanla, solum oluyorsun. onum eksik, arkam yarim. cunku sensizlik cikiyor her falda, gri bir sehirde devrilen her sisede gozumde canlaniyor yasattiklarin.

buradayim iste, en cok da ellerim burada.
tut.
sev.
birakma.


en guzel yerindesin hayatimin, diye degil.

Nisan 27, 2015

beraber kucuk bir cocuk olabildiginde hayat, ustune sicrayan sulara kahkahayla karsilik verdiginde mesela. beyaz bir at tasvir ediyorum gozlerim kapaliyken, yelelerinden tutup opmelere doyamadigim, zaman zaman kiyabildigimi saniyor o. ah avuclarima opucugunu birakanim benim, kirilan benim kalbim aslinda, cahil cesaretimden. sonra dunya boyunca uzanan kollarin sakinligi, gunes gunes gunes. kucuk bir bulutun mutlu hikayesi bu anlattigim bayim, sonsuza kadar, evet.
hayattaki en guzel renk sensin, cunku ben ne kadar bulutsam bize sen de o kadar gunessin.

Nisan 07, 2015


icimde oyle bi'sey var ki, en guzel tinilara soz yazmak istiyorum. suya anlatir gibi, en saglam topraga kok salmak ya da. bir bulut olsaydim sayet, gunesin kapanmasin diye hic kipirdamazdim. zaten donen dunya degil kirk kuyrugu birbirine bagli kurnaz tilkili basim.
gidilen en uzak yol parmak uclarimdan saclarin, yapraklarin dokuldu, seni ta buraya dek tasidim. icim kirk kapili penceresiz oda. icimin kilitlerini kira kira actim. kapilari ardimizdan tek tek kapadim. bana tuzu verin, buz edeyim. ah gozlerini verin birazcik da uykuma sereyim. siz bahar gelmedi saniyorsunuz ya, susun da biraz dinleyin. bakin evet orasi kalp, ustunde tek bir isim. yaniyor yaniyor da sonmuyor hic. yaniyor yaniyor ama sonmuyor dilegim.
iyi geceler kediler kediler kediler. ulumasi ruyama girmis saksida yetisen kopekler. unutamadiklarimdan bi hayat yaptim, gel, yasariz ya da dortnala kacariz artik sen nasil istersen. 

Nisan 01, 2015

beyaz beyaz, dibine dek beyaz dedikce titriyorum. elimde bir kadeh, neresinden tutunacagimi bilemiyorum.
bitmesi gerekenler bitmedikce, baslamasi gerekenler de baslayamiyor sanirim.
nereden cikti bu surekli dusme hissi, alnimi carpsam kendime gelecegim, tutsan bir daha dusmeyecegim.
ne ben carpiyorum kendimi bir yere, ne sen topluyorsun kendinle. sonsuz bir bolunmusluk, parcalanmislik hissi.
doluyor, yag gibi kadehten icime. iyi ki varsin sen bi yerlerde, iyi ki yokum ben.
anlatmak istediklerimi kimseye anlatamiyorum. kalbimi cikartip bak bu diyemiyorum. aciyor. bu, aciyor. yapamadikca, sey'ler uzerinden yargilanirken ve futursuzca gulumserken icimden, eskimis pabuclarla kufrederken, kuculurken buyuk gozlerinde, tarif edemedigim, anlatamadigim her seyin cezasini yine ben cektim.
yine olsa, ah, yine cekerim.

camdan kirilarak gunes doluyordu, cam gunesi kirabiliyordu, sen burnunu cekerken, ben muzikleri degistirip yeni bir dunya yaratirken, baska bir yerlerde baska seyler planlaniyordu. her seyi cek icinden, beyazi bana birak ama.
dibine dek.
olene dek.

Ocak 27, 2015

her seyi tamamladigimi dusunurdum eskiden.
hicbir seyi yarim birakmadigimi, her seyi tamamlayana kadar tuketip bir sonraki adima oyle gectigimi.
oyle olmadigini anlamam icin durmam gerekiyormus sanirim. birilerinin topragima gitmesi gerekliymis ya da.
gozlerim dahi dolmadan tarif ettiklerim. hani benim evimdi oysa? degilmis demek ki diye kestirip atamam. bu sefer yapamam.
ya yillardir huzur huzur diye pesinden kostugum sey huzursuzlugumsa?
yardim lazim.
boguluyorum.

Temmuz 12, 2014

ekim ikibinonüç.
geçenlerde bir arkadaşımlaydık, çat çat anlattı. yılları vere vere, benimse hatırımda kalmamış hiçbiri.
garip.


neyse, bugünlük geldim. çünkü lanet edesim geldi. hayatımdaki iki kayıp için.
biri aşık olup mahvettiğim arkadaşlığım için, diğeri de rakı içebildiğim ama elimde olmadan kaybettiğim terazi için.
neden böyle oldu?
cümle kuramıyor muyum, yoksa anlatamıyor muyum aklımda kalanları?

ikibinonüçten bu yana olanları beyaz çarşafa döksem kararır mı ya da allanır mı?

susmak istedim yalnızca, dünya dursun istemişim bir de belli ki durmamış.
içim öyle büyük bir pazar yeri ki, kasnakların iplerini doğru çözemezsem kumaşlar altında kalacağım, nefes alamayacağım.

hayatı basitleştirmek istedim oysa hep.

bir daha kimseyi öpmesem de o yine arkadaşım olsa, sevişmek istemese benimle uluorta ya da sağda solda...
bir daha kimseyle rakı sofrasına oturmasam da yine terazim olsa benim, saçları mis gibi koksa.

ikibinonüçten beri düşen bir ben miyim, yoksa sana da oluyor mu ara ara?

kırmalar, kırılmalar. ufak tefek bi'kaç sorunlar, yeter yeter.

canımı yakmasınlar.

Ekim 02, 2013

söylemek isteyip de söyleyemediğim şeyler yüzünden

lütfen dünya dursun.

Nisan 08, 2013

Mart 17, 2013

şimdi sizlere özgürlükten bahsedeceğim:

"beklenmedik bir anda sağanak boşandı. arabamın silecekleri son hızla çalıştığı halde, ön cama boşalan yağmuru defetmeye yetmiyorlardı. yavaş yavaş, dikkatle ilerlemeye devam ettim. çok geçmeden yağmur dindi ve kendimi yeğin bir sis örtüsünün içinde buldum. sis öylesine yeğindi ki, arabamı yolun kenarına çekip biraz yürümeye karar verdim. sisin bir süre sonra dağılacağını umuyordum."


dahası değil.


Mart 08, 2013

Ortalıkta belirsiz bir çınlama. Ekranda beliren tek kelime: Özledim.

Sen beni özlediğinde, gülümserim. Sesini duyduğumda ve seni düşündüğümde de, sadece ve sadece gülümserim.
Bu bozulmasın diye, ben seni hep gülümseyerek anabileyim diye. -insert kaybetme korkusu here-
seni hiç öpmedim.
öpmeyeceğim.

ama sen özleyeceksin
ve ben sadece ama sadece gülümseyeceğim.